
beklentisizce sarılıp yatmak; gözler henüz tavanda, henüz toz zerresi yaşanacaklar. ateşli dokunmadan, sessizce... bir kitap gibi, hiç okunmayacak, klasik, öyle sevişmek ki, dokunmak tek eksik. bir yerinde kuş varmış gibi kanat çırparak kalbi, göğsünde bir kumru yatırmak, kıyamadan. üstelik, bir daha olmayacak böylesine. başkalarının olmak, oysa kimsenin sebebi tek seveni kendi olanların üvey ülküsü akılda serde.
başka ülke ellerin, başka bir sevda mahsülü. başka bir gece, bir makus talih ölümü. ama hiç yaşanmamış, yaşanamacak, hayallerden aparılmış, gerçekten koparılmış; kaçak. bir tel saçlarından, ağzıma-tat gelen. ellerim okşamaya koyulmuş, ürkek avcı, bir adım daha olmadan koşulan en hızlı maraton, amacı.
ne yazık, ham kalan meyvalar, hayata yansıyan acı.
buruk sevinçlerin adamının avuntusu hepitopu
değil gemiler, seve seve yakılırdı soyusopu..
bir yudum aşk için, bir yudum sevişmeye;
ölüme koşan bacaksız kurşun askeri hallerimle hem de..
şimdi çekirdekleri çıkartılmış,
öyle pervasızım, perdelerim olmamış gibi.
biten ne ise beni de başlattı adeta.
haydi söndür beni aşk, yada şehvet;
bana ucu değen ne ise bana yabancı,
olmadığım kadar başkası eden beni...
susuz gecelere ve maket hayallere alıp savuran.
tadım ithal, yangınım ihraç unsuru
bense kimsenin piçi, adeta gerçeğin öcü...
hadi ellerin yokmuş, hadi bunlar yalan, ben gerçek yalnızlığım içimde kısılı kapan.